Doğada yaşadığınız ferahlığın özgürlüğünü evinizde de her zaman yaşamanız için N-Space çözümüyle bütüncül tasarım çözümleri ürettik.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE IŞIĞIN YOLCULUĞU

Fizyolojimizi ve psikolojimizi yakından etkileyen en önemli etmenlerden biridir gün ışığı. Sabahları yüzümüze vuran sağlık dolu bu ışığa gözlerimizi açıyor, onun gün boyunca da içimizi ısıtmasına izin veriyoruz. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren belirli oranda vücudumuza almamız gereken güneş ışıkları; kemik erimesi, obezite, depresyon, kanser ve diyabet gibi birçok hastalığı önlemede büyük rol oynuyor. Eksikliği durumunda birçok sağlık problemini de beraberinde getiren güneş ışıkları antik çağlarda da insanlık için büyük önem taşıyordu. Tıbbın yeni geliştiği ve alternatif tıpta büyük bir ilerleme kaydedilen bu dönemlerde güneş fiziksel ve psikolojik birçok hastalığı tedavisinde kullanılıyordu. Yanlış duymadınız, güneşin, yeryüzünün ilk anından itibaren cömertçe sunaya devam ettiği ışıklarının sağladığı D vitamini gibi sağlıklı etkilerine ek olarak psikolojik olarak da hayatımızda büyük bir yeri ve önemi var.

Antik Yunan’da su, hava, toprak ve modern tıbba sembolünü veren yılanın yanı sıra güneş ışığı da tedavilerin büyük bir bölümünü oluşturuyordu. Antik Yunan’da mitolojiye göre tıp tanrısı Asklepios’a inanılan dönemde sağlık merkezleri olarak konumlandırılan Asklepionlarda güneşin de bir parçası olduğu tedavi yöntemleri yaygın uygulamalar arasındaydı. Özellikle ruhsal hastalıklarla mücadele eden kişilerin tedavisinde hazırlanan ilaçlara ek olarak bir meditasyon tekniği de uygulanıyordu. Bu teknik; suyun ve güneşin iyileştirici etkilerinin birleştirilmesinden oluşuyordu. Bugün hala Anadolu toprakları ve Yunanistan’da arkeolojik izleri bulunan güneş tedavisi sağladığı doğal enerji ile antik inanışlara göre hastaların ruhsal problemlerini aşamalı olarak iyileştiriyor ve kendilerini iyi hissetme halini oluşturmada ve sürdürülebilir kılmada yardımcı oluyordu. Bugün tıp çevrelerince de güneşin fizyolojik etkisi bilimsel kanıtlanmış durumda. Artık tanrı olarak konumlandırılmasa da direkt bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmese de çocukluğumuzdan itibaren güneşle yakın bir ilişkimiz olması gerektiği tıbben gerekli sayılıyor.

Modern insan olarak antik dönemlerde güneşe gösterilen ilginin ve saygının yeni farkına vardık. Göğe uzana yaşam alanlarımızda güneşi takip etmek bizler için artık büyük önem taşıyor, sağlığımız için de taşımalı. Gün ışınlarını yıl boyunca az miktarlarda alan Kuzey ülkeleri uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yapıyor. Bir dönem haberlere de konu olan Finlandiya, Norveç gibi kuzey ülkelerinde giderek artan sebepsiz intihar vakaları bilim adamları ve sağlık çevrelerince de uzunca bir süre araştırıldı. Ortaya çıkan en kuvvetli ve şaşırtıcı sonuç ise; bu ülkelerin yüksek refah seviyesine sahip olmalarına rağmen vatandaşlarının güneş ışığı yetersizliği nedeniyle depresyona girerek ileri derecede ruhsal hastalıklara ulaşmaları oldu. Bu nedenle ülkeler, bir çözüm alternatifi olarak vatandaşlarını, her yıl güneş ışıklarının nimetlerinden bolca yararlanan Güney ülkelerinin sahillerine tatile gönderdiler.

İşte güneş, hayatımızın enerjisi, ışığı ve aydınlatıcısı… Hem bedensel hem de ruhsal koruyucumuz… Bu nedenle yaşam alanlarımızda maksimum düzeyde ışık almak en doğal hakkımız olduğu gibi bu alanları seçerken de dikkat etmemiz gereken kriterlerin başında geliyor. Sağlıklı, güzel ve enerji dolu bir yaşam için güneşi takip etmeye devam edin.