Doğada yaşadığınız ferahlığın özgürlüğünü evinizde de her zaman yaşamanız için N-Space çözümüyle bütüncül tasarım çözümleri ürettik.

GERİ DÖNÜŞÜMDEN ÇIKTIK İLERİ DÖNÜŞÜME GİDİYORUZ

Dünyamızın bizlere sunduğu doğal kaynakları var olduğumuz sürece yok olmayacak gibi düşünüyoruz. Ancak bu cömert kaynakların da bir gün son bulacağının farkındayız. Tüm dünya var olan kısıtlı kaynaklarımızı korumak, sürdürülebilirlik sağlamak, dünyamıza verdiğimiz sürekli zararı minimuma indirmek ve geleceğimizi korumak için büyük bir yarış içerisinde. Uzun bir süredir sık sık adını duyduğumuz ya da telaffuz ettiğimiz ‘geri dönüşüm’ aslında klasik ifade ile bir ürünün farklı bir madde formuna düştürülerek tekrar kullanıma sunulmasını kapsıyor. Ancak çevremizin bundan çok daha fazlasına ihtiyacı olduğu için artık tek başına ‘geri dönüşüm’ maalesef yeterli sayılmıyor.

Her gün bu güzel dünyaya gözümüzü açıyoruz ve hayatımız boyunca tüm kaynaklarından yararlanıyoruz. Bu nedenle birer birey olarak gelecek nesillere ve bu dünyaya sürdürülebilirliği ve bireysel çevre korumasını borçluyuz. Açık alanlarda çöpümüzü çöpe atmak, atık yağlarımızı lavabolara boşaltmadan biriktirerek atık yağ tesislerine göndermek, cam, kağıt ve plastik materyalleri geri dönüşüme sokmak rutin uygulamalara dönüştü; çevremizin artık çok daha köklü ve hızlı dönüşümlere ihtiyacı var. Bu nedenle de olacaktır ki geri dönüşüme ek iki farklı çevreci yaklaşım daha olan ‘’precycling’’ ve ‘’upcycling’’ yaklaşımları son dönemde oldukça ilgi görüyor.

Precycling, aslında, kullanılan eşyaların geri dönüşüm sürecine gelmeden gerçekleştirilecek satın alma eyleminin karar aşamasını etkileyen bir konu. Bugün bilinçli birer tüketici olarak, alacağımız ürün ya da hizmet sonucu ortaya çıkacak çevre zararını alım yapmadan önce mutlaka değerlendirmeliyiz. İhtiyacımız olan ürünlerden hangisinin zararı daha az ise öncelikli olarak onu tercih etmeli ya da ihtiyacımız olmayan bir ürünü de almamalıyız. Buna en güzel örnek, bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde uzun süredir uygulanan ve Türkiye’de de global firmaların yeni uygulamaya aldıkları poşetlerin ücretlendirilmesi diyebiliriz. Plastik poşetlerin her ne kadar dönüştürülebilir olsa da çevreye ne derece zarar verdiğini biliyoruz. Peki poşetleri hayatımızdan çıkarırsak ne olur sorusunun yanıtı her ne kadar: ‘’mutlu ve temiz bir dünya’’ olsa da uygulamaya gelince hiçbirimiz yine evlerimizde yer kaplayan bu çevre düşmanlarını bırakmıyoruz. Bu nedenle birçok gelişmiş ülkede artık plastik poşetler ücretli olarak tüketicilere satılıyor. Bu sayede kese kağıdı bez çanta, file torba gibi çevre dostu, doğada çözülebilir maddelerin kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Bu aslında tüketime bağlı geri dönüşüm evresi öncesinde önlem almak ve yüzde yüz bilinçli bir tüketici tutumu sergilemek demek. Bu nedenle uzun yıllar değerlendirilmeyen bu akıllı tüketici refleksine artık hayatımızın her alanında ihtiyacımız var.

Gelelim bizim ‘’ileri dönüşüm’’ olarak tanımladığımız ‘’upcycling’’ yaklaşımına. Geri dönüşümle yakın gibi görünen ancak taban tabana zıt bu kavramda ihtiyaç ve kullanım süresini tamamlayan bir ürün atılacak duruma geldiğinde geri dönüşüm yerine, orijinal formundan farklı bir formatta değerlendirilip tekrar kullanıma sunulmasını kapsıyor. Geri dönüşüm de aslında çevreye verilen zararın sıfırlanması gibi görünse de sanıldığı kadar masum bir uygulama değil. Geri dönüştürülen ürünler, bir önceki formuna kıyasla kaliteden yoksun oluyor ve oldukça sınırlı alanlarda kullanıma sahip oluyor. Ayrıca bu ürünlerin kaderi yine birer atık olmaktan öteye gidemiyor. İleri dönüşümde aynı zamanda ürünün orijinal formundaki kalitesi de bozulmuyor. Günün sonunda ürünün sonraki kullanımı için kalitesi bozulmadan yeniden kullanıma sunulması ardından gelecek olası bir atık tehlikesinin de tamamen engelliyor.

İşte dünyamızı korumak en başında bu kadar basitti ve hala basitliğini koruyor. Bir seçeneğimiz; yaşadığımız tüketim çılgınlığı içerisinde kaybolmadan yalnızca ihtiyacımız olan ama aynı zamanda çevreye en az zararı bulunan ürün ve hizmeti tercih etmek. Bir diğeri ise; elimizdeki mevcut ürünü olduğu gibi çöpe atmadan, geri dönüşüme yollamadan yaratıcılığımıza güvenerek onu hayatımızın hangi alanında ‘’ileri dönüşüm’’ malzemesi olarak değerlendirebileceğimizi düşünmek ve bu yaklaşımı hayatımızın bir parçası haline getirmek. Kısacası dünya avuçlarımızın arasında ona iyi bakmak da yine bizim elimizde.