Doğada yaşadığınız ferahlığın özgürlüğünü evinizde de her zaman yaşamanız için N-Space çözümüyle bütüncül tasarım çözümleri ürettik.

“STRESİ AZALTMAK İÇİN YEŞİLE VE TOPRAĞA DOKUN”

Dünyada şehirleşme oranı %60’ın üzerinde. Yani dünyanın yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. Bu oranın ülkemizde %80’in üstüne çıkması, yeşil ve doğa ile olan ilişkilerimizin hayatımıza etkilerini daha da önemli kılıyor.

Yoğun şehirleşmeyle birlikte kendini daha çok gösteren doğaya ihtiyaç, artık günümüzde kendini çeşitli psikolojik ve sosyolojik sorunlarla dışa vuruyor. Çevre psikolojisi üzerine çalışan “Sağlıklı Binalar” üstüne araştırmalar yapan dünyaca ünlü Mimarlık Profesörü Roger Ulrich, insanların, şehir içerisindeki yeşil alanlarla (parklar, bahçeler vb.) olan bağının yanı sıra yaşam alanlarında doğa ile kurdukları görsel ve dokunsal temasla da önemli ölçüde psikolojik faydalar elde edebileceğini söylüyor. İnsanın yaratılışından itibaren doğa ile olan teması ve içgüdüsel ilişkisini gözden kaçırmamak gerekiyor. Çevre psikolojisine yönelik araştırmalar; İnsanların, doğa ile iç içe olmadan bile, yakınında olan, görebildiği, istediğinde kullanabileceği yeşil alanlara sahip olmasının çok önemli psikolojik faydalar sağladığını açıkça ortaya koyuyor.

Günümüzde permakültür uygulamaları insanların şehir hayatında doğaya, yeşile, toprağa dokunma ihtiyaçlarına cevap veriyor. Yapılan araştırmalar, insanın yeşil ile temasının stresini azaltmasına ve kendisini daha huzurlu hissetmesine neden olduğunu gösteriyor. Özellikle şehirde yaşayan gelişme çağındaki çocukların yeşile, toprağa dokunması ve bitkilerle iç içe olması, uzun vadede doğaya karşı bilinç geliştirmelerine neden oluyor.

Doğa ile iç içe olmanın psikolojik yönden rahatlamaya yardımcı olduğu ve şehir hayatının stresini azalttığı fikri şehirleşmenin başladığı dönemle birlikte ortaya çıktı. Ünlü Amerikan peyzaj mimarı Frederick Law Olmsted kent ortamının stres yarattığını 100 yıl önce kabul etmiş ve doğa manzaralarının bu stresi azaltacağını ileri sürmüştür.

İnsan ve doğa arasındaki ilişki oldukça karmaşık olup doğanın stres azaltıcı ve insan sağlığını olumlu yönde etkileyici özelliklere sahip olmasının nedenleri kesin olarak bilinmemekle beraber bunlar genellikle insan gelişiminin ruhsal boyutu ile ilişkilendirilmektedir. Ayrıca doğa ile iç içe bulunmaktan elde edilen faydalar sonucu gelinen olumlu yönde gelişmiş kişisel durumun, tedavi edici olmaktan daha çok önleyici etkileri olduğu görüşü de ileri sürülmektedir.

Prof. Dr. Roger Ulrich, Pennsylvania’daki bir hastanede safra kesesi ameliyatından çıkmış hastalar üzerinde gerçekleştirdiği bir araştırmanın sonucuna göre; aynı ameliyat sonrası iyileşme sürecindeki hastalardan pencereleri ormana bakan bir odada kalan hastalar, pencereleri hastanenin duvarına bakan bir odada kalan hastalara göre daha az ağrı kesici istemişler, geçirdikleri ameliyata karşı daha pozitif davranışlar sergilemişler, daha çabuk iyileşmiş ve taburcu olmuşlardır.

Kaza veya bazı hastalıklar sonucu şiddetli sakatlığa maruz kalan hastalar arasında yapılan başka bir çalışma yine bu tür hastaların doğal alanlar veya ağaçlar içeren manzaraları diğerlerine tercih ettiklerini göstermiştir.

Bir diş kliniğinde sırasını bekleyen hastalar üzerindeki endişe ve huzursuzluk üzerine bir araştırma yapan Ulrich, bekleme odasındaki koltukların karşısında yer alan duvarda büyük doğal bir manzara resmi asılı olduğu günün hastalarının duvarın boş olduğu günün hastalarına göre daha az stresli olduklarını çeşitli fizyolojik yöntemlerle ölçmüştür.

Hapishane hücrelerinin pencereleri doğaya bakan mahkumların, hapishane stresi semptomları olarak kabul edilen sindirim sistemi hastalıklarına, baş ağrılarına ve diğer bazı rahatsızlıklara daha seyrek maruz kaldıkları belirlenmiştir.

Üniversite yurdunda kalan öğrenciler arasında yapılan benzer bir araştırmada pencereleri doğal alanlara bakan öğrencilerin, bu tür manzaralardan yoksun odalarda kalan öğrencilere göre dikkat konusunda daha güçlü bir kapasiteye sahip oldukları tespit edilmiştir. Doğa gezisine giden, kent içinde tatil yapan ve tatil yapmayan üç grup arasında bir karşılaştırma yapan araştırmada, gruplardan bir okuma parçası üzerindeki yanlışları düzeltmeleri istenmiş ve sonuçta en iyi puanı doğa gezisine giden grup elde etmiştir. Doğal manzaraları seyreden bireylerin fizyolojik ve psiko-fizyolojik tepkilerini (kalp atış hızı, kan basıncı, adale gerilimi, beyin dalgaları) ölçmüş, doğal manzaraları seyretmenin denekler üzerindeki gerilimi düşürdüğünü ve stresli durumdan iyileşmeyi hızlandırdığını kanıtlamış, stres ölçen değerler arasında da doğanın iyileştirici etkileri olduğu konusunda tam bir tutarlılık olduğunu göstermiştir.

Doğanın insan psikolojisi ve dolayısıyla fiziksel sağlığı üzerindeki rolü çalışma ortamında da araştırılmıştır. Çalıştıkları yerden ormanlar, ağaçlar, çiçekler vb. doğal objeleri seyretme imkanı bulabilen insanların bu tür alanları görme imkanı bulunmayan yerde çalışanlara göre daha az iş stresi yaşadıkları, işlerinden daha çok memnun oldukları, baş ağrısı ve diğer rahatsızlıklardan daha az şikayetçi oldukları tespit edilmiştir.

Bu nedenle, şehir hayatında mutluk ve huzurlu olmak, stresi azaltmak için hayatınızın her alanında yeşile ve toprağa dokunmaya özen gösterin, yaşadığınız ve çalıştığınız alanları buna göre seçin….